• 14.12.2011
  • CİHAN
Haberi Paylaş

"BÜYÜME HIZI BAZI KESİMLERİ ENDİŞELENDİRDİ"

EBSO Başkanı Ender Yorgancılar, 2011 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamlarının açıklanmasının ardından dünyanın Çin'den sonra en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi konumuna gelen Türkiye'nin, bazı kesimleri endişelendirdiğini söyledi

“Sevinelim mi üzülelim mi bilemedik.” diyen Yorgancılar, dünya genelinde resesyon rüzgarları eserken yılın ilk dokuz aylık bölümünde yakalanan yüzde 9,6'lık büyüme oranının ekonomik birimlerde endişeye yol açmasının sorgulanması gerektiğini, korkutmayan yüksek büyüme için ekonomide yapısal değişimin zorunlu hale geldiğini ifade etti.

Türkiye'de hızlı büyümenin cari açığı da arttırdığını, bu sebeple sıcak para çıkacağına ve bunun hızlı bir kur artışına sebep olacağına ilişkin oldukça köklü bir inanışın yerleşik hale geldiğini belirten Yorgancılar, “Böyle bir inanışın gerekçelerinin ortadan kaldırılması için yeni şeyler yapılması zorunlu hale gelmiştir.” şeklinde konuştu. Üçüncü çeyrek büyüme verilerine göre net dış ticaretin, uzun zaman sonra ilk defa büyümeye pozitif katkı yaptığını, bunun kurlardaki artışla yakından ilgili olduğunu kaydeden EBSO Başkanı Yorgancılar, kurların yerli üreticilerin rekabet gücünü azaltmasına bir daha imkan verilmemesi gerektiğini söyledi: “Ayrıca cari açıktaki artış eğiliminin yavaşlaması, ülkemiz vatandaşlarının tüketim harcamasındaki büyümenin yüzde 7 düzeylerine gerilemesi, ekonomide yavaşlama eğilimine işaret etmektedir.”

Başta Avrupa Birliği olmak üzere dünya genelinde ciddi yavaşlama beklenmesinin yanında 2012 yılında baz etkisinin de devreye girmesi sonucu ekonomide çok hızlı bir yavaşlama görüleceğini ve artan işsizlikle karşılaşılacağını anlatan Ender Yorgancılar, gelişmelerin ekonomi politikaları ve ekonominin yapısında köklü değişimlere olan ihtiyaca işaret ettiğine dikkat çekti: “Büyümenin yüksek olmasından korkmamak ve sürdürülebilir yüksek büyüme hızlarına ulaşmak için ekonomide yapısal bir dönüşüm ihtiyacı açıkça görülmektedir. Bu dönüşüm, yüksek büyümenin yüksek cari açık vermeden sağlanması, yani dış girdi bağımlılığının azaltılabilmesine imkan vermelidir. Cari açık ve dış ticaret açığının kaynaklarına ve ithalatın bileşimine bakıldığında, ekonomideki yapısal dönüşümün sağlanmasında sanayi sektörünün kilit konumda olduğu görülmektedir. Kısa vadeli dış borçların yüzde 91'inin özel sektöre ait olması, 2012 yılında dövizle borçlanmayı, bugün dünden daha riskli bir hale getirmektedir. Cari açığın azaltılması ve korkutmayan büyümenin sağlanması için yeni bir yatırım ve bunun için de yeni teşvik sistemine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bağlamda da bölge-sektör-proje referanslı entegre bir teşvik sistemi, ilgili sivil toplum örgütlerinin de görüşleri alınarak hızla hazırlanmalıdır. Yeni bir teşvik sisteminin etkili olabilmesi, Türkiye'nin dış girdi bağımlılığının azaltılabilmesi ve sürdürülebilir yüksek büyüme hızlarının yakalanması için yatırım ortamı kadar makroekonomik iklimin de iyileştirilmesi gerekmektedir. Bunun için döviz kurlarının eksik değerlendirilmesine izin verilmemesi, üzerlerindeki aşırı vergilerin azaltılarak enerji maliyetlerinin düşürülmesi uygun olacaktır.”

HABERİN DİĞER RESİMLERİ

İLGİLİ HABERLER
ÖNE ÇIKANLAR
[ihracat][/ihracat]

DÜNDEN KALANLAR
[ihracat][/ihracat]

 

  • BİZE ULAŞIN
  • GERİ BİLDİRİM
    GERİ BİLDİRİM x
    Sizin fikirleriniz her zaman bizler için önemli ve değerlidir. Yapacağınız geri bildirimleriniz için çok teşekkür ederiz.
    Geri Bildirim Konusu :  
    Mail Adresiniz:
    Geri Bildiriminiz:  
    Güvenlik Kodu:  
    9 + 7
    Lütfen tüm alanları doldurunuz.